Kayıtlar

Şiir- İçimdeki Fırtına

      İçimdeki Fırtına            Sebahattin Polat  Beni boğan, kendi gölümün suyu, Çölümün fırtınalarıymış meğer. Bir serabın gölgesinde dinlendim yıllarca, Susuzluğum, avuçlarıma akan bir nehirdi. Kıyıya vurdukça derinleşen sessizliğimde. Şimdi ne suya adımı bırakabiliyorum, Ne rüzgâra yüzümü. İnsan en çok kendi ikliminde kayboluyormuş meğer.

Şiir- Zamanın Enkazı

  Zamanın Enkazı Sebahattin Polat Zaman, Tarihle imha edildi, Talan edildi. Şaşkın suskunluğuna Gömüldü şehirler. Geriye yalnız masallar kaldı Ve masalları sırtında taşıyan biz. Mekâna hikâyenin izi, Zamana hatıranın ruhu, Bize ise Külden bir yaşam üflemek kaldı!

Sessiz Çığlık

  Sessiz Çığlık  Sebahattin Polat Sustuklarımı işitseydiniz kanınız donardı. Kâinat ağır bir balyoz, bana ve benim gibi yerçekimine yenik düşenlere vuruyor hep. İki yaşında annesinin yıldızı, on beşinde babasının güneşinin söndüğü bir çocuğun gözleriyle bakıyorum ben hayata. “Yokluğu yazsana” demişti boşluk bana.   “Niye insan kendisinden çalınan ışığı bırakamaz?” Yalnızdım.   Annem karanlıktı. Babam karanlıktı.   Ama karanlık gitmedi.   İçimde iki sönmüş yıldızla büyüdüm ben. Onların sessizliği nefesimden daha yakındı. Boşluk; kaba, sert ve küstah.   Sizi dünyalı buluyor, beni yetim.   Bıraksam ikimizi de yutar. Sustuklarımı işitseydiniz kanınız donardı. Hissediyorsunuz değil mi?   Aklınızla değil, yörüngesini yitirmiş bir uydu gibi sezgilerinizle.   Bir soğuk var. Ufkunuzda alışık olmadığınız bir kararma. Korkmuyorsunuz. Henüz değil.   Sadece huzursuzsunuz. Büyük “insanlık” laflarına sa...

Çatlak Termometre

  Çatlak Termometre   Sebahattin Polat  Günler paslı bir anahtarın kilitte dönmediği nemli boğuk bir öğlen sonrası gibi. Güneş var ama ısıtmıyor, daha çok vitrin camına çarpan solgun bir afiş ışığı gibi. Böyle zamanlarda içimde adresini bilmediğim bir istasyona doğru kalkan trenin düdüğü çalıyor.  Gideceğim yer yok ama gitmezsem çatlayacağım bir telaş var. Anlatmak, balığı suyun içinde tarif etmeye benziyor. İçimde birini özlüyorum; ne saçı var, ne sesi. Haritası çizilmemiş bir ada gibi. Bu adsız özlem öyle derin ki, ona bir yüz uydurmaya kalksam, rüyadan uyanır gibi her şey dağılacak sanıyorum. Gözlerimi yumuyorum, kendimi dipsiz bir kuyuya bırakılmış boş bir kova gibi hissediyorum. Duvarlar ıslak, tutunacak çıkıntı yok. Sadece düşüyorum, düşmenin serinliğiyle... Lambaların fazla beyaz yandığı, gölgelerin ise duvar diplerine sindiği saatlerde hiçbir koltuk bedenimi kabul etmiyor. Bir kıpırtı, bir yer değiştirme arzusu. Ama pusulam kırık. Gideceğim yer bir an zihnimd...

Sevginin İzi

  Sevginin İzi Sebahattin Polat Sevilmek, kişinin kendine dair algısını sessizce değiştiren en derin deneyimlerden biridir. Dünya daha sıcak ve anlamlı görünmeye başlar. İçten bir bakış huzur ve sükûnet hissi verir, buna karşılık bu hissin kaybı ihtimali de aynı ölçüde yaralayıcıdır, çünkü sevgi çoğu zaman yalnızca bir başkasına duyulan yakınlık değil, kişinin kendi içinde bulduğu yeni anlamların da kaynağıdır. Ve sevgi, bize çoğu kez sevdiğimiz insanda kendimizin başka bir hâlini gösterir. Bu gerçeğin farkına varmak zaman ve olgunluk ister çünkü sevmek yalnızca huzurlu bir duygu değildir; birini sevdiğimizde sadece ona değil kendi iç dünyamıza da yaklaşırız. Başkasının gözlerinde gördüğümüz değer, kendimizi yeniden keşfetmemize de vesile olur. Bazen sevilen yalnızca bir kişi değildir. Onun yanında hissedilen huzur, paylaşılan anlam ve kendimizde keşfettiğimiz yönler de sevilir. Bir gülüşün içe yaydığı dinginlik, bir sesin dağıttığı yalnızlık ve bu halin hissettirdiği tamamlanmışlı...