Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İçimizdeki Sis

  İçimizdeki Sis Sebahattin Polat  İçimizde kimsenin adını bilmediği,    kapısını çalmadığı gizli bir yer, o yerde; bir sise benzeyen ve sürekli şekil değiştiren bir şey vardır. Duyguların rüzgârı estikçe o sis kıvrılır, dağılır, yeniden toplanır... İçimize döndüğümüzde kendimizi net hatlarla göremeyiz. Bazen güçlü bir silüet çıkar içimizden, bazen kırılgan bir gölge, bazen de tanımakta zorlandığımız tuhaf bir şekil. Ve biz o durmadan değişen sisi yakalamaya çalışırız; onu dondurmak, sabitlemek, bir çerçeveye yerleştirmek isteriz. İçimizdeki o belirsizliği alır, dış dünyaya sunulabilir bir vitrine dönüştürürüz. Sisin yerine, keskin hatları olan bir heykel koyarız. İçimizde dalgalanan o şekilsiz hâl ile dışarıya sunduğumuz o sert ve net form arasındaki fark, bizim en derin sırrımızdır. "Ve insan, en çok kendi sırrından ürker!" Bu fark büyüdükçe, içimizde ince bir çatlak oluşur. O çatlak zamanla genişler, bizi huzursuz eder. Kendimizi inandırmaya çalışırız; “Gördüğünüz...

Tarihin Gri Mecrası

  Tarihin Gri Mecrası Tarih çoğu zaman olduğundan daha abartılı anlatılır; devrimlerin yarattığı sarsıntılar, meydanları dolduran kalabalıklar, sloganların yankısı… Sanki insanlık hep büyük anların içinde yaşamış gibi. Oysa hayat, çoğu insan için sessiz ilerler. Bir koğuşun köşesinde beklerken, fabrikanın paydos zilinden sonra eve yürürken ya da akşam sofrasında dalıp gidilen kısa bir düşüncede şekillenir. İnsan bazen kendi hayatını bile fark etmeden yaşar; değişim dediğimiz şey de çoğu zaman böyle yavaş ve neredeyse görünmez vakitlerde gerçekleşir. Belki bu yüzden tarih kitapları insanlığı anlatmayı başarır ama insanın kendisine yaklaştığında eksik kalır. Bir zamanlar dünyayı değiştirecek fikirlerin gerçekten dünyayı değiştirebileceğine inanılıyordu. İnsanlığın kaderi hesaplanabilir sanıldı, toplum bir denklem gibi düşünüldü, insan ise çözülebilir bir değişken gibi. Doğru bilinç oluştuğunda doğru toplumun kendiliğinden ortaya çıkacağı varsayıldı. İşçi sınıfının kendi değerini fark...

"YAŞARIZ"

"YAŞARIZ"                                       Zamana yazılı ömrümüz Saat, gün, hafta, yıl… Vaktin naktindeki yaşamlarımızda Vakitsiz “öldü!” yüz hep. Eksik bir harf gibi düşeriz Cümle tamamlanmaz, Nokta erken konur. Takvim şaşırmaz aslında; Şaşıran biziz, Daha vardı dediğimiz Çoktan geçmişten sayılır. Bir saat susar içimizde Akrep dönmez,  Yelkovan beklemez, Zaman yine yürür Bizden habersiz. Ve biz Her güne biraz daha geç kalmış Her vedaya hazırlıksız "Yaşarız". S.POLAT 

Sevgiliye

  SEVGİLİYE Sabah seninle kucak kucağa uyanmanın verdiği enerjiyle güne başlamak ne güzel… Uyuyuşun, bir bebek masumluğunda, büyüleyici… Doyumsuz sevişmenin gecesine bir hediye gibi adeta.                                        Bizi sarıp sarmalayan o kızılötesi trans ve    şimdi muhteşem bir doyumun ardından gelen huzur,    bir yaşam ateşi gibi yüreğime düşüyor. Ah be kadın! Mekânın loşluğuna, içimin boşluğuna nasıl oluyor da bir “yakamoz” gibi düşüyorsun? Zihnimin en diplerine süzülüp pelte pelte çözüyorsun beni, her bir parçamı, her bir hücremi… S.POLAT

Gece ve Kendim

  Gece ve Kendim Geceyi hep sevmişimdir. Pencereye vuran solgun ışık odanın bir köşesine düşerken, insanların uyuduğu saatlerde gürültü azalır, sessizlik çöker; düşüncelerim saklanacak yer bulamaz. Odanın içinde dolaşan gölgeler gibi yavaşça yanıma gelirler ve sessizlikle aramızda görünmez bir sohbet başlar. O anlarda kendimi taşımakta zorlandığımı fark ederim. Sanki uzun zamandır üzerimde duran ama bana ait olmayan bir hayatı giymeye devam ediyormuşum gibi gelir. Bunu ilk ne zaman hissettiğimi tam olarak hatırlamıyorum. Belki çocukken, kalabalık bir masada herkes konuşurken sessizce etrafı izlediğim anlardan birinde olabilir. İnsanların birbirine ne kadar yakın durabildiğini ama yine de birbirini tam olarak anlayamadığını o zaman sezmiş olabilirim. Yakınlık her zaman anlamak değildi. Aynı cümlelere gülen, aynı hikâyeleri paylaşan insanlar bile içlerinde bambaşka dünyalar taşıyordu. Ben de öyleydim. Yanlarındaydım ama tamamen onların arasında değildim. Büyüdükçe bunun geçeceğini dü...