İnsanın İnceliği Üzerine: Görgü, Ölcülülük ve Empati

  İnsanın İnceliği Üzerine:

   Görgü, Ölçülülük ve Empati


    İnsanı insan yapan özellik yalnızca aklını kullanıyor olması yada bedensel varlığı değildir.

Aynı zamanda ruhunun inceliği, davranışlarının zerafeti ve başkalarıyla kurduğu ahlaki bağ da çok önemlidir. 

Tarih boyunca filozoflar  “iyi yaşam”ın ne olduğunu sorgularken şu gerçeğe dikkat çekmişlerdir; iyi yaşam, bireyin sadece kendi mutluluğunu yada çıkarını gözetmesiyle değil, aynı zamanda başkalarıyla kurduğu uyumlu ilişkilerle de  alakalıdır . İnsanın inceliği tam da bu noktada belirir ; görgü, ölçülülük ve empati insanın hem kendine hem de çevresine karşı sorumlu bir varlık olmasını sağlayan temel erdemlerdir. Bu bağlamda, yazının başlığındaki konulara kısaca değinmek istiyorum;

    Görgü:

    İnsanın dış dünyayla kurduğu ilişkiler ve çelişkiler bütününün ahlaki ve estetik bir ifadesidir. Ancak , yalnızca dışsal davranış biçimlerinden ibaret değildir ,asıl değeri insanın iç dünyasında oluşturduğu duyarlılıktan doğar. Görgülü insan,  nazik olmayı ve nezaketi bir zorunluluk olarak değil, insan olmanın doğal bir uzantısı olarak yaşar, onun inceliği öğrenilmiş bir rol değil, içselleştirilmiş bir erdemdir. 

     Toplumda çoğu zaman görgü, kurallar bütünü olarak algılanır; sofrada nasıl oturulacağı, ne zaman konuşulacağı, hangi hitapların uygun olacağı… Oysa bunlar görgünün yalnızca yüzeysel yönleridir. Esas olan, bu davranışların ardındaki duygusal zekâ ve etik farkındalıktır. Çünkü incelik, öğrenilenden çok hissedilendir, başkalarını memnun etmek için değil, onları incitmemek, yük olmamak ve yaşamı kolaylaştırmak için olandır. Görgü, uygarlığın en sessiz ama en güçlü öğretmeni, insanın ise dışına taşan  ruhsal zerafetidir.

    Ölçülülük:

    Ölçülülük bu terazinin dengesidir. Antik filozofların “medeniyetin erdemi” dediği bu tutum, insanın taşkınlıklarını dizginleyen bir bilgeliktir. Ölçülü insan, tutkularının esiri değil efendisidir, ne fazlasına kapılır ne  de eksikliğine düşer. Aristoteles’in “Altın Orta” dediği bu denge, yalnızca ahlakın değil, huzurun da kaynağıdır. Çünkü insan ölçüyü kaybettiği anda, hem kendine , hem topluma zarar verir.

   Empati:

   Empati ise bütün bu erdemlerin kalbidir ; başkalarının varlığını anlamanın, duygularına dokunabilmenin, " benlik "

sınırlarını genişletip “ben” ile “öteki” arasındaki mesafeyi aşmanın, “biz” olabilmenin yoludur. Bu yüzden empatinin eksik olduğu bir toplumda, görgü şekle, ölçülülük korkuya, ahlak ise gösteriye dönüşür.

    Toplumsal yaşam, işte bu üç erdemin sessiz uyumuyla nefes alır. Görgü insanı zarif kılar, ölçülülük olgunlaştırır, empati ise insanın yüreğini genişletir.


Özetle: Bu üçü bir araya geldiğinde, birey yalnızca yaşayan bir varlık olmaktan çıkıp; anlam üreten, başkalarıyla birlikte var olmanın bilincine erişen bir insan olur, yaşam sıradan bir varoluş olmaktan çıkıp ; anlamın, ahlakın ve insanlığın sessiz bir kutlamasına dönüşür.

     

     S.POLAT 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayat, Anlam ve Siz

Yaşamın Geometrisi Üzerine

Kadına Uygulanan Şiddet: Tüm Zamanların Utancı!