Kıskançlık:Ruhun Çatlağı
Kıskançlık: Ruhun Çatlağı
Kıskançlık, insanın içindeki en eski yaradır; dışarıdan görünmez ama hayatın bütün damarlarına sızar. Bireyin ruhunda küçük bir kıvılcım gibi başlar: başkasının ışığı kendi karanlığını büyütür sanır. Oysa ışık ışığı tüketmez; ama kıskançlık, insanın içini sessiz bir yangın gibi kemirir.
Gelişimsel açıdan bakıldığında kıskançlık, çoğu zaman bireyin geçmiş deneyimlerinden, yeterince görülmeme ya da değerli hissetmeme duygusundan beslenir. Çocukluk döneminde karşılaştırmalarla büyüyen birey, başka birinin başarısını doğal bir olgu değil, bir tehdit olarak okumaya daha yatkın olur. Bu nedenle kıskançlığı bastırmak değil, tanımak ve kaynaklarını anlamak önemlidir; çünkü duygular fark edildiğinde dönüşmeye başlar.
Toplumsal düzeyde ise kıskançlık, artık bireyin içindeki bir huzursuzluk değil, ortak tonda çalan bir arka ses olur. İnsanlar birbirini tebrik etmek yerine birbirinin tökezlemesini beklerler ve başarı ilham vermek yerine tehdit olarak görülür, güvensizlik çoğalır, dostluklar zayıflar. Toplumun dokusu fark edilir ölçüde yıpranır; çünkü kıyas kültürü, dayanışmanın en büyük düşmanıdır.
Siyaset bu gölgeyi fırsat bilen bir rüzgârdır. Kitleleri “onlar” ve “biz” diye ayırırken, kıskançlığın karanlık enerjisini kullanır. İnsanlar hakikatin değil, öfkenin arkasından yürümeye başlar; duygusal kırılganlık, manipülasyon için uygun bir zemine dönüşür.
Oysa kıskançlık dönüştürülebilir. İnsan, başkasının mutluluğunu kendi eksikliğinin kanıtı olarak okumak yerine , potansiyelini açığa çıkarmanın bir çağrısı olarak gördüğünde, bu duygu bir yük olmaktan çıkar. Toplum, karşılaştırmanın değil, birlikte büyümenin mümkün olduğunu hatırladığında çatlaklar kapanır; çünkü her bireyin gelişimi diğerinin ışığını azaltmaz, artırır.
Ve belki de kıskançlığın en sessiz dersi şudur: Eksik olan diğerleri değil, kendimize inşa etmekten çekindiğimiz o küçük, kırılgan iç evdir. O evi büyütüp sağlamlaştırdıkça kıskançlık bir çatlak olmaktan çıkar; bizi daha anlayışlı, daha olgun ve daha insanca bir bütünlüğe taşır.
Sebahattin POLAT
Yorumlar
Yorum Gönder