Selamlaşmanın Zorluğu...
Selamlaşmanın Zorluğu... Günlük hayat aslında büyük olaylardan çok küçük karşılaşmaların toplamıdır, asansörde, otobüs durağında, bir kurum koridorunda, bir akraba toplantısında ya da hiç beklenmedik bir anda göz göze gelinen bir tanıdıkla… Modern kent insanı için bu anlar çoğu zaman görünmez bir sınav gibidir. Çünkü ilk birkaç saniye yalnızca bir selamlaşma değil, görgünün, duygusal zekânın, sosyal mesafenin ve hatta karakterin sessiz bir gösterimidir. Ne var ki bu kısa temaslar, karşı tarafın donuk, kaba ya da ilgisiz tavırları nedeniyle bir anda “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” ikilemine dönüşebilir. Kent kültürü, bireye hem mesafeli hem de nazik olmayı öğretir. Tanıdıkla karşılaşınca selam vermek gerekir ama fazla samimiyet de rahatsız edici olabilir. Tam bu denge kurulmaya çalışılırken karşı tarafın soğukluğu, yüz çevirmesi ya da kaba bir karşılık vermesi, medeni davranmaya çalışan kişiyi adeta ortada bırakır. Selam versen küçülmüş gibi hissedersin, vermesen kab...