İnsan iklimleri
İnsan iklimleri
İnsan, içinde toprak, deniz ve saklı ateşler taşıyan bir varlıktır. Kendi derinliklerinde dolaşan duyguları, külün altındaki korları ve henüz filizlenmemiş tohumları hangisinin ne zaman yükseleceğini çoğu zaman kendisi de bilemez. Bu yüzden insan, kimi zaman kendi derinliğine en uzak olanıdır.
Çünkü içimizde sessizce bekleyen tohumlar, görünmeyen akıntılar ve sönmüş sandığımız korlar vardır. Yıllar geçer, ama çoğu yalnızca uygun koşulları bekler. İnsan tamamlanmış bir varlık değildir. Hayat, içimizdeki ihtimallerden hangisinin uyanacağını bekleme sürecidir.
Sonra fark etmeden mevsim döner, rüzgâr yön değiştirir; bir söz, bir kayıp, bir umut… Tek bir an yeter. Toprak çatlar, sular kabarır, kül nefes almaya başlar. Önce belirsiz bir kıpırtı, sonra yükselen bir hareket… Filiz belirir, dalga kabarır, alev karanlığı deler. İnsan artık sessizliğinde kalamaz; içinde bekleyenler yüzeye çıkar.
Ve bir gün, tanıdığımızı sandığımız insanın bambaşka biri olduğunu fark ederiz. Çünkü insanın içinde yalnızca büyüten toprak değil; sürükleyen deniz, yakan ateş de vardır. Aynı varlık hem gölge verir, hem fırtına yaratır, hem de önüne çıkan her şeyi değiştiren bir yangına dönüşebilir. Hangi gücün ortaya çıkacağı çoğu zaman rüzgârın yönüne bağlıdır.
İşte bu yüzden insan, kendi sınırlarını yalnızca sarsıldığında öğrenir. Günlük hayatın sakin yüzeyi altında kökler ilerler, akıntılar yön değiştirir, korlar ısınır. Sert rüzgârlar estiğinde hepsi görünür olur.
Böyle anlarda insan yalnızca kendi hayatını değil, başkalarının kaderini de değiştirir. Bazı ruhlar için büyümek, kabarmak ve yanmak bir seçim değil, zorunluluktur. Ama çoğu dönüşüm sessizdir; kökler görünmeden ilerler, akıntılar fark edilmeden yön değiştirir, ateş yavaşça közlenir… İnsan bazen anlamadan başka birine dönüşür ve belki de en büyük sırrı burada yatar; içinde taşıdığı ihtimallerin tamamını asla bilemez. Bugün gördüğümüz biri, başlamamış bir mevsimin yalnızca başlangıcı olabilir.
Hayat hangi rüzgârların eseceğini söylemez. Biz yürümeye devam ederiz; bastığımız toprağın altında büyüyenleri, geçtiğimiz suların derinliğini ve içimizde ısınan ateşleri çoğu zaman bilmeden… İşte insan, kendi bütünlüğünü bu bekleyiş ve uyanışın ince eleğinden geçerek tamamlar.
S.POLAT
Yorumlar
Yorum Gönder