Savaşın Sessiz Bedeli
Savaşın Sessiz Bedeli
Bir çocuğun hayatı, bütün savaşlardan daha büyüktür. Çünkü vatan haritalarda yaşar, inanç kitaplarda, şan hafızalarda ama bir çocuk yalnızca nefes aldığı sürece vardır.
Ölüm kimlik bilmez. Bir kurşun insanın hangi dili konuştuğunu sormaz. Yere düşen beden artık bir tarafın askeri değil, eksilmiş bir candır.
Savaş uzaktan bir düşüncedir, yakından ise kan ve telaş. Masalarda alınan kararlar en çok hiç söz hakkı olmayanların hayatını değiştirir. Muktedirler bedelden muaftır; savaş kelimesini kolay söylerler çünkü kulaklarında patlama sesi, yüreklerinde gerçek acının ağırlığı yoktur.
İnsan bazen kendine şu soruyu sormayı unutur:“Eğer ilk kaybedilecek kişi benim evladım olsaydı, yine de aynı kararlılıkla savunur muydum savaşı?”
Belki savaş, insanın unutma biçimlerinden biridir, başkasının acısını uzak bir hikâyeye dönüştürmek gibi.
“Düşman” dediğimizde yüzleri sileriz. Yüzler silindiğinde vicdan daha az sızlar.
Oysa ölüm yakından hep aynıdır; kısa bir şaşkınlık, ardından korku ve tarifsiz bir yalnızlık. Son anda insan ne zaferi düşünür ne ideolojiyi; yalnızca biraz daha yaşamak ister.
Hiçbir kutsal söz, hayatı yeni tanımaya başlamış bir kalbin susmasını açıklayamaz! Tanrı ya da ideoloji adına öldürmek, çoğu zaman insanın kendi öfkesine gökyüzünde bir gerekçe aramasıdır.
Barış yalnızca büyük anlaşmalarla değil, küçük ve samimi çabalarla başlar. Dünyada hiçbir bayrak, hiçbir sınır, hiçbir zafer bir çocuğun hayatından daha kutsal değildir.
S.POLAT
Yorumlar
Yorum Gönder