HANGİ ÂLEMİN NERESİNDEYİM Sebahattin Polat Fecir vakti… Gece çekilmemiş, ışık sessizliğinde demleniyor. Kıpırtısız, nefesini tutmuş bir dünya henüz kendi adını bile anmamışken… Ben kimim? Hangi âlemin neresinde duruyorum böyle? Zaman, başlangıcını unutmuş gibi. İçimde bir şey açılıyor; ne bir hatıraya sığıyor, ne de geleceğe uzanıyor. Sanki bütün ömrüm aynı anda uyanmış içimde: yaşadığım aşklar, gömdüğüm acılar, henüz yaşanmamış hayatlar… Hepsi birden aynı derinliğe bakıyor. Hangi zamandan geliyor bu duygu, hangi hatıranın içinden sızıyor? Bir öpüşün unutulmuş sıcaklığı mı, yoksa evrenin henüz kimseye söylemediği eski bir sır mı? Demek dudak uçlarım yalnızca bir başkasına değmemişti; bir zamanlar kim olduğuma, dünyayı nasıl sevdiğime, henüz hiçbir şeyin benden eksiltmediği o insana da değmişti. Şimdi kendime dışarıdan bakıyorum. Yıllar geçmiş; ama o eski ben içimde kalmış bir mevsimde yaşıyor hâlâ. Ne ona dönebiliyor ne de onu geride bırakabiliyorum. Bir kapı açılıyor yalnızca, a...